Teneke Müzesi | Türk Teneke Ambalaj Tarihçesi | Yan sanayi kuruluşları
16071
page,page-id-16071,page-template-default,ajax_fade,page_not_loaded,,vertical_menu_enabled,paspartu_enabled,paspartu_on_top_fixed,paspartu_on_bottom_fixed,vertical_menu_inside_paspartu,side_area_uncovered_from_content,qode-theme-ver-7.4,wpb-js-composer js-comp-ver-4.5.2,vc_responsive
 

Yan sanayi kuruluşları

 

ALTUNEL MAKİNA KALIP SANAYİ ve TİCARET LTD. ŞTİ. HASAN ve SONER ALTUNEL

 

1952 yılı doğumlu Hasan Altunel, Şükrü Nail Umar’ın akrabasıdır. Hasan Altunel 1969-1972 yılları arasında Vatan Makina’da, askerlikten geldikten sonra 1975-1980 yılları arasında ise Umar Makina’da çalıştı. 1980 yılında Umar Makina’dan ayrılıp, Mehmet Yılmaz ile ortak oldu ve Batı Makina’yı kurdular. Murat Efendi Sokak No.26 Küçükpazar İstanbul’da kurdukları atölyede 1982 yılına kadar ortak olarak çalışarak pres kalıpları yaptılar. Hasan Altunel, bu tarihte ortaklıktan ayrıldı.
Hasan Altunel, kardeşi Soner Altunel ile ortak olarak Hayriye Hanım Sokak’ta yeni bir atölye açtı. 1993 yılında Kışla Caddesi Güntaş Sanayi Sitesi C Blok No.15 Bayrampaşa adresine taşındı. 2007 yılında şirketi limited şirkete dönüştürüldü.
2001 yılında Yukarı Dudullu Yolu Üzeri Tavukçu Yolu Caddesi 1. Başar Sokak No.51/2 adresine taşındılar. Halen bu adreste Altunel Makina Kalıp Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi olarak teneke ambalaj sanayisi için her türlü pres kalıbı üretmektedir.

 

Kaynak: Soner Altunel’den alınan bilgi.

 

ARCELORMİTTAL AMBALAJ ÇELİĞİ SANAYİ ve TİCARET A.Ş.

 

Fransa’nın en büyük, dünyanın da büyük teneke üreticilerinden biri olan Sollac, 1997 yılında Sarten ile yüzde 50-50 ortak olarak Manisa Organize Sanayi Bölgesi’nde bir teneke servis merkezi kurdu. Bu ortaklık iki yıl sürdü. Sollac, 1999 yılında ortaklıktan ayrılıp %100 yabancı sermayeli, merkezi İstanbul, fabrikası Gemlik’te olan bir şirket kurdu. Gemlik’te 5.600 metrekarelik kapalı alana sahip bir fabrika binası inşa etti.

 

2002-2003 yıllarında şirketin %25 hissesi Erdemir’e satıldı. Aynı yıl üçüncü kesme hattı devreye alındı. 2004 yılında dördüncü kesme hattı da devreye alınarak kesme kapasitesi yılda 220.000 tona çıkarıldı. Sollac önce Arcelor, daha sonra da ArcelorMittal ismini aldı. 2007 yılında Ukranya’nın Odessa bölgesinde yeni bir servis merkezi daha kuruldu. 2010 yılında Arcelor, Rekabet Kurulu’nun isteği üzerine, Erdemir’in elindeki %25 Arcelor hissesini geri aldı.
Türkiye’nin en büyük teneke servis merkezi olan ArcelorMittal Ambalaj Çeliği Sanayi ve Ticaret A.Ş., kurulduğu günden beri Adnan Öztürk yönetiminde faaliyetini kesintisiz sürdürmektedir.

 

AYM AMBALAJ SANAYİ ve TİCARET A.Ş.

Murat Yazıcı’nın 1964 doğumlu büyük oğlu Ahmet Yazıcı, üniversite yıllarında hobi olarak başladığı teneke kutular için plastik kulp ve kapak imalatına, askerlikten sonra, 1981 yılında AYM Ambalaj San. ve Tic. A.Ş. şirketini kurarak devam etti.
Murat Yazıcı’nın 1970 doğumlu küçük oğlu Mehmet Yazıcı ise, babasının vefatından sonra iki yıl daha Maksan’da Barbaros Ulutan’la ortaklığı sürdürse de, daha sonra ortaklıktan ayrılarak ağabeyinin şirketine katıldı.
AYM Ambalaj Sanayi ve Ticaret A.Ş., teneke ambalaj sanayisinin ihtiyacı olan plastik ve tel kulp, plastik kapak imalatına Doğu Sanayi Sitesi 8. Blok No.22-24 Yenibosna – İstanbul adresinde devam etmektedir.

 

Kaynak: Ahmet Yazıcı’dan alınan bilgi

 

BATI MAKİNA KALIP SANAYİ ve TİCARET A.Ş.

 

1957 doğumlu Mehmet Yılmaz önce 1970-1975 yılları arasında Aksu Makina’da Necmi Aksu’nun yanında çalıştı. Daha sonra Habip Kizir’in yanına girdi. 1980 yılında Habip Kizir’in yanından, kardeşi İzzet ile beraber ayrılarak Hasan Altunel ile Küçükpazar’da Hayriye Hanım Sokak Diricanlı İş Hanı No.12/2 adresinde Batı Makina’yı kurdu. Bu ortaklık 1982 yılında son bulduysa da Mehmet Yılmaz, aynı yerde kardeşleri İzzet ve Mustafa ile beraber çalışmaya başladı. 1987 yılında şirket ismi Batı Makina Kalıp Sanayi ve Ticaret Kollektif Şirketi oldu. Aynı yıl ilk 17 kiloluk kıvrık kenarlı dip kalıbını sulu olarak yaptılar. 1997 yılında da firma anonim şirkete dönüştürüldü. 1990 yılından beri İMES Sanayi Sitesi C Blok 302 Sokak No.1 Yukarı Dudullu Ümraniye – İstanbul adresinde Batı Makina Kalıp Sanayi ve Ticaret A.Ş. olarak kutu kalıpları, kutu makineleri ile dörtköşe otomatik pres hatları üretmekte ve bir bölümünü ihraç etmektedirler. Batı Makina, Almanya’da her üç yılda bir düzenlenen METPACK ambalaj fuarına, 2002 yılından sonra katılan birkaç Türk firmasından biridir.

 

İLK YILLAR

 

1970 senesinde Küçükpazar Murat Efendi Sokak’ta, Aksu Makine’de çırak olarak işe başladım. O zamanlar sanatkârlara “Altın bilezikli kişiler” denirdi. Tabii ki bu söylem bugün de geçerlidir. Meslek hayatımın heyecanla başladığı o yıllarda ülkemizde sanatkârlara çok saygı duyulurdu. Babamla beraber Çengelköy’de tek odalı bir evde kalırdık. Annem köydeydi. O yıllar benim en zor yıllarımdı. Annemi çok özlerdim. Hedefim anacığımın yanına altın bilezikli olarak dönmekti. Anacığım da küçücük çocuğundan ayrılığın ödülünü almayı bekliyordu.
Her sabah 05:55 vapuruyla işe giderdim. 06:50’de de işyerini açardım. Bu en az 5 sene böyle devam etti. İşyerinde başkalarının yaptığı işleri ve işçiliği beğenmezdim. Bana hep “Neden işimize karışıyorsun?” diye tepki gösterirlerdi. Ama 1974’te patronum işyerinin tüm sorumluluğunu bana verdi. “Artık kalfasın,” dedi. Ben yine aynı şekilde sabah 06:50’de işyerini açar, çalışmaya başlardım. Bu çalışmalarım beni hiç yormadı.
1975 yılında Doğu Makina, benimle çalışmak istediğini söyledi. Patronumun onayını alarak Doğu Makina’da işe başladım. Kardeşim İzzet’i de yanıma çırak olarak aldım. 1977’de asker oldum. 1979’da tekrar aynı yerde işe başladım.
1980 yılında kendi işyerimizi kurmak üzere bir yer kiraladık. Makineler geldi, ancak kendi işyerimizde çalışmaya başlayamadık. Bunun sebebi patronumuzun elinde bitmesi gereken çok kalıp vardı. İkimiz birden bıraktığımızda patronumuz zor durumda kalacaktı. Çalıştığımız işyerini zora sokmamak için elimizdeki siparişleri bitirip patronla helalleşip işten öyle ayrıldık.

 

Kaynak: Mehmet Yılmaz’dan alınan bilgi

 

BATI MAKİNA

 

1980 yılında Batı Makina’yı kurduk. Kardeşim İzzet de benimle beraberdi. Perşembepazarı’nda bir frezeci ustanın yanında çalışan kardeşim Mustafa, 1982’de askerden döndükten sonra bizim yanımızda çalışmaya başladı. Artık üç kişi olmuştuk, ama çok çalışmamız gerektiğini de biliyorduk. İşlerimiz daha da arttı. Üç kardeş ve diğer çalışanlarımızla günde neredeyse 16 saat çalışıyorduk.
1984’te Hilal Ambalaj’dan Sayın Oğuz Aydemir firmamıza geldi. Irak’a gideceğini, 165 mm çaplı boya kutusu ihracatı yapacağını ve kalıpları çok acil isteyebileceğini söyledi. Bir hafta sonra da kalıpların siparişini verdi. 165 mm dip, çember ve kapak kalıbını tam 14 gün sonra teslim ettik. O günün şartlarında adeta bir rekor kırmıştık ve bu kalıplarla yapılan kutuların Hilal Ambalaj’ın ilk kutu ihracatı olarak Irak’a gideceğini öğrendiğimizde yorgunluğumuzu da tamamen unutuverdik.
Bu ihracatla ilgili üretim başladığında, gece saat 2’lerde Hilal Ambalaj’ın Sefaköy’deki fabrikasında imalatı takip ediyordum. Sabah oldu. Hava çok soğuktu. Uyumadan işyerine dönmek için kar ve fırtınalı yolda minibüs bekliyordum. Fabrikadan bir araba çıktı, yanımda durdu. Arabanın camı açıldı. Baktım ki rahmetli Nurullah Gezgin Bey. “Oğlum senin araban yok mu?” dedi. “ Yok efendim,” dedim. Beni arabasına aldı, Unkapanı’na bıraktı. Ben bu esnada kısa zamanda dönüp işe başlayacağım diye seviniyordum. Öğleden sonra Hilal Ambalaj’dan aradılar. Hemen gelmemi istediler. Gittiğimde rahmetli Nurullah Bey, Oğuz Bey’i de yanına çağırdı. “Benim işimi en iyi yapan adam, minibüse binmez!” dedi. Hemen bir galeri ismi söyledi ve emrederek, “Arayın. Mehmet Bey’e bir Doğan arabayı hemen ayarlasınlar. Parasını ben vereceğim,” dedi. O zamanlar Doğan araba almak isteyenler sekiz ay sıra bekliyorlardı. Benim araba ise iki günde teslim edildi.
Rahmetli, kolay kolay adam sevmezdi. Sevdiğine de inandığında ondan vazgeçmezdi. Artık arabamız da vardı. Üç kardeş olarak işlerimiz kolaylaşıyordu. Kalıpları sütunlu yapmaya başladık. O zaman taşlama makinemiz de, frezemiz de yoktu. 3 sütunlu kalıpların deliklerini kardeşlerim tornada deler ve işlerlerdi. O kalıp bloklarını kucağımızda Süleymaniye’ye götürüp orada taşlatır, sonra monte ederdik.
1984’ün ortalarında Hilal Ambalaj’dan Oğuz Bey geldi. O zaman çok yoğun bir şekilde Vim markası için deterjan kapağı üretiyorlar. Kapakta 5 adet deliği elle tek tek deliyorlar. “Ne yapalım?” dediler. Biz de ihtiyaçlarına göre bir kalıp yaptık. Tek bir elemanla bir defada deldik. Tabii işler çok hızlandı. Bunları yaparken rahmetli Nurullah Bey’in haberi yoktu. Oğuz Bey, Nurullah Bey’i presin yanına çağırıp gösterdi. Oğuz Bey beni alnımdan öptü. Ben, “Bunu ekibimizle başardık,” dedim. “Sen de ekibi tebrik et,” dedi.
1987 yılında Oğuz Bey, Hilal Ambalaj’dan ayrıldı ve Bericap’ın genel müdürü oldu. Üretimle ilgili birçok problemlerini beraber çözdük. Bunun üzerine 1987 sonlarında Bericap’ın sahibi Mr. Kraut Kramer, Oğuz Bey’le Küçükpazar’daki atölyemize geldi. 45 metrekarelik küçük bir yerdi. Biz çok şaşırdık ve utandık. Ama Mr. Kramer, bizimle tanıştığına çok memnun oldu. Oğuz Bey’in çok güzel İngilizcesi vardı. Kendisine, “Yerlerinin küçüklüğünden dolayı utandılar,” dedi. O sırada 17 kg kıvrık kenarlı dip numunemizi inceliyordu. Mr. Kramer’in temelinde tenekecilik varmış. O zaman Oğuz Bey’e, “Bunların yerlerinin ufaklığı önemli değil. Önemli olan beyinlerinin büyük olması,” dedi. Hiç unutamıyorum bunu. Sonra Oğuz Bey’e dönüp dedi ki, “Sarten Ambalaj 17 kg kıvrık kenar kalıbın bizden resmini istiyor. Söyle, Batı Makine kalıp yapmış. Çok da güzel olmuş. Buradan alsınlar,” dedi.
Mr. Kraut Kramer, bundan iki sene sonra, 1989 yılında Oğuz Bey’in Paris’teki ambalaj fuarına beni de getirmesini istemiş. İlk defa yurtdışına, Avrupa’ya çıkışım bu fuar ziyareti ile oldu. Fuarda ilk defa CNC makineleri gördüm. Hemen döndüğümde makineyi ithal etmenin yollarını araştırdım.
Batı Makina, üç yılda bir yapılan Almanya’daki METPACK ambalaj fuarına 2002 yılından sonra katılan birkaç Türk firmasından biridir.
Mehmet Yılmaz (12 Şubat 2013)

 

BEHZAT DİRİCAN

 

1932 Kosova doğumlu olan Behzat Dirican, küçük yaşta ailesiyle birlikte Türkiye’ye göç etti. Çalışma hayatına 1947 yılında teyzesinin oğlu Mustafa Ertunç’un yanında bisküvi makineleri yaparak başladı. Orada Vatan Makina’nın kurucu ortaklarından Şükrü N. Umar ile bir süre beraber çalışma fırsatı buldu. Daha sonra Tanaş Usta’nın yanına geçti. Behzat Dirican ilk işyerini 1957 yılında açtı. 1959 yılında Saadettin Ulutan ile tanışıp, ondan aldığı işleri yaparak teneke ambalaj sanayisi ile tanıştı. Bu sırada bir süre Yavuz İrenler’le de ortaklık yaptı.
1965-1978 yılları arasında Demirtaş Mahallesi, Tesviyeci Sokak’ta kiraladığı bir atölyede çalışmaya devam etti. 1978’de Küçükpazar’da Hayriye Hanım Sokak, Diricanlı İş Hanı’nda kendine üç katlı bir atölye yaparak burada uzun süre konserve sanayisi için pres kalıpları üretti ve 1992 yılında emekli oldu.
Behzat Dirican, hep yuvarlak kutu kalıpları üretti. Daha çok kendi sıvama kutusunu kendi üreten konserve fabrikaları ile çalıştı. Sıvama kutu ve konserve dip kalıbı yapmadaki başarısı ile tanınıyordu.
Behzat Dirican 2013 yılında vefat etti.

 

Kaynak: Behzat Dirican’dan alınan bilgi. Behzat Dirican, yaptığımız görüşmeden yaklaşık iki ay sonra, 2013 yılında vefat etmiştir.

 

CANEL MAKİNA KALIP SANAYİ ve TİCARET A.Ş. HÜSEYİN YİĞİT

1951 doğumlu Hüseyin Yiğit, 1972 yılında TASAŞ’ta çalışmaya başladı. 1980 yılında buradan ayrıldı. Aynı yıl eski müdürü Demir Bey ve bir diğer arkadaşı ile birlikte, o zaman çok popüler olan 83 mm çaplı bir kiloluk ihraç yağ kutusu yapmak üzere Ayvalık’ta bir tesis kurdular. Aynı zamanda Cumhur Sevinç Özer’in Ayvalık’taki kutu tesisini de tevsii ettiler. Daha sonra Altınözü firmasına fason 83 mm çaplı yağ kutusu, Pak Maya’ya 153 mm çapında maya kutusu yaptılar. Üç yılın sonunda bir gelecek görmediklerinden bu işi bıraktılar.
Hüseyin Yiğit, 1984 yılında Yurdaer Dayoğlu ile bir ortaklığa girdi ve Turgutlu’da konserve sanayine dönük makineler imal etti. 1987 yılında Yurdaer Dayoğlu ile olan ortaklığının sona ermesiyle Manisa Kenan Evren Sanayi Sitesi’nde Can Makina’yı kurdu. Kutu makineleri üretmeye ve kutu makine revizyonları yapmaya başladı. 2002 yılında Yel Teneke, Can Makina’ya ortak oldu. Şirketin adı Canel Makina Kalıp Sanayi ve Ticaret A.Ş. olarak değiştirildi. Bu ortaklık 2010 yılına kadar sürdü.
Canel Makina, halen Manisa Kenan Evren Sanayi Sitesi 1312 Blok No.3 adresinde faaliyetine devam etmektedir.

 

Kaynak: Hüseyin Can’dan alınan bilgi

 

ÇETİN ve SAADETTİN DOĞAN

Saadettin Ulutan ve Murat Yazıcı’nın yanında yetişen Çetin Doğan, 1970’li yılların başında ağabeyi Saadettin Doğan ile birlikte Küçükpazar Muratefendi Sokak’ta kendi atölyesini açtı. Daha sonra diğer kardeşi Fenerbahçeli Nedim Doğan da onlara katıldı.
1985 yılları civarında Çetin Doğan bir arkadaşı ile birlikte Yıldız Ambalaj Sanayi ve Ticaret Kolektif şirketini kurup Hacı Kadın Mahallesi İmaret Sabunhane Sokak No.2 Küçükpazar – İstanbul adresinde teneke kutu üretmeye başladı.
2002 yılında Çetin Doğan’ın ölümüne kadar Doğan kardeşler pres kalıbı ve bazı kutu makineleri ürettiler. Çetin Doğan’ın vefatından bir süre sonra kardeşleri atölyenin faaliyetlerine son verdiler.

 

Kaynak: Ali Umar, Mehmet Yılmaz ve Barboros Ulutan’dan alınan bilgi; İTO, Küçük Sanayici Rehberi (1985)

 

DYO MATBAA MÜREKKEPLERİ SANAYİ ve TİCARET A.Ş.

 

1968 yılında Yaşar Ailesi ile bir Danimarka firması olan Sadolin bir araya gelerek, İzmir Bornova’da bulunan Dyo  boya fabrikasının yanında, Türkiye’nin ilk matbaa mürekkepleri fabrikasını kurdular. Sadolin’in verdiği know-how ile her çeşit mürekkebi üretmeye başlayan firma, 1970’li yılların başlarında araştırma laboratuvarında geliştirdikleri  formüllerle metal ambalaj sanayisi için de emaye, silver lak ve gold lak üretimine başladı.

 

Sadolin firmasının Avrupa’da el değiştirmesi nedeniyle değişik Avrupa firmaları Dyo Matbaa Mürekkepleri’nin ortağı  durumuna geldi. 2000’li yıllarda ise şirket hisselerinin tamamı Yaşar Holding tarafından satın alındı.

 

Ortadoğu’nun en büyük matbaa mürekkepleri fabrikası olan Dyo, halen Manisa Organize Sanayi Bölgesi 5. Kısım,  Hasan Türek Bulvarı No.6 adresinde her çeşit matbaa mürekkebi ve metal ambalaj sanayi için çeşitli lak, emaye ve silver lak üretimine devam etmektedir.

 

yan-sanayi-1

 

Kaynak: Şirket web sitesi.

 

DMS DAŞ MÜREKKEP ve KİMYA SANAYİ TİCARET LTD. ŞTİ.

 

DMS Daş Mürekkep ve Kimya Sanayi firması, uzun yıllar Dyo Matbaa Mürekkepleri şirketinde çalışan Ferhan Daş  tarafından, 1991 yılında İzmir Bornova Doğanlar semtinde, 400 metrekare alan üzerine kuruldu. DMS, 1996 yılında  Kemalpaşa Organize Sanayi Bölgesi’nde 20 bin metrekare açık alan üzerinde 4 bin metrekarelik kapalı alana sahip  olan yeni fabrikasına taşındı.

 

Metal ambalaj sanayi için ofset matbaa mürekkepleri, emaye, silver lak ve çeşitli laklar üreten DMS, halen Ankara  Karayolu 20. km No.239 Kemalpaşa – İzmir adresinde faaliyetlerine devam etmektedir.

 

Kaynak: Şirket web sitesi.

 

HASAN PAYIR ve OĞLU ABDULLAH PAYIR

Yel Teneke’nin kurucusu Lütfü Yeşilel’in akrabası olan Hasan Payır, 1923 yılında Mardin’de doğdu. 13 yaşında İstanbul’a gelen Hasan Payır, iş hayatına 1953 yılında tenekecilik yaparak başladı. Sanatkâr bir insan olan Payır, dörtköşe 5, 10 ve 17 kiloluk teneke kutuların galvanizli telden yapılan tel saplarının (kulplarının) çok iptidai olduğunu ve piyasanın daha kaliteli tel kulplara ihtiyaç duyduğunu gördü.
Bunun üzerine Hasan Payır, kulp üretiminde kullanılmak üzere çeşitli aparatlar yaparak, çok daha güzel görünümlü tel kulplar üretmeye başladı. Üstelik bunu kendi evinin çatı katında, akşamları ek bir iş olarak yapıyordu. Ardından, çok yakın dostu olan Saadettin Ulutan’ın atölyesinde dakikada 40 adet kulp yapan tam otomatik bir makine imal etti ve o tarihten sonra kulpları çok daha az işçilikle, hep o makinede üretti.
1956 yılına gelindiğinde tel kulp üretimi ek iş olmaktan çıkarak esas iş olmaya başlayınca, o zamanlar tenekeciliğin kalbi olan Arap Han, Unkapanı adresindeki atölyesine taşınarak yalnız kulp üretmeye başladı. Hasan Payır, 1981 yılında vefatına kadar da kesintisiz olarak kulp üretimine devam etti.
1952 yılında doğan oğlu Abdullah Payır, onun ölümünden sonra baba mesleğini devam ettirdi ve Ortadoğu ülkeleri ile İspanya’ya kulp ihracatı gerçekleştirdi. Plastik kulpların çıkması ve piyasa tarafından tercih edilmesi nedeniyle Abdullah Payır, 2005 yılında, 52 yıldır yaptıkları kulp üretimine son verdi.

 

yan-sanayi-2Soldan sağa: Hasan Payır ve oğlu Abdullah Payır.
Baba mesleğini devam ettiren Abdullah Payır, 2005 yılına kadar tel kulp üretimini sürdürdü.

 

MAKSAN MAKİNA KALIP SANAYİ ve TİCARET LTD. ŞTİ.

 

Mustafa Aslan, 1966-1974 yılları arasında SUMY’de Saadettin Ulutan ve Murat Yazıcı’nın yanında çalışarak mesleği öğrendi. Bu arada Sultanahmet Akşam Sanat Enstitüsü’nü bitirip diplomasını aldı. Askerlik dönüşünde, Vefa’da Maksan Makina Kalıp şirketini kuran Mustafa Aslan, kapama makineleri imal etmeye başladı.
Maksan daha sonra İOSB Çevre Sanayi Sitesi 15. Blok K-3 Başakşehir adresine taşındı. 2006 yılından itibaren üretimini çeşitlendiren şirket, otomatik kutu üretim hatları üretmeye ve üretimlerinin yüzde 60’ını ihraç etmeye başladı. 2013 yılından itibaren Mustafa Aslan’ın oğulları Yakup ve Yusuf Aslan, şirket yönetimini devraldılar.

 

Kaynak: Yakup Aslan’dan alınan bilgi.

 

MARMARA MAKİNA KALIP MÜHENDİSLİK ve MÜMESSİLLİK SANAYİ ve TİCARET A.Ş.

 

1986 yılında teneke kutu imalatı için gerekli makine, kalıp, takım ile yedek parçayı tasarlamak ve üretmek üzere Necip ve Yusuf Sarıbekir kardeşler tarafından Sarten Ambalaj’ın bir yan kuruluşu olarak Silivri, İstanbul’da kuruldu. 2003 yılından sonra rahmetli Necip Sarıbekir’in varisleri, Saten Ambalaj’dan ayrıldığında Marmara Kalıp, Necip Sarıbekir’in varislerinde kaldı ve o yıldan sonra Kaan Sarıbekir tarafından yönetilmeye başlandı.
Marmara Makina Kalıp, dikiş kaynak ve kutu kapama makineleri hariç, hemen hemen diğer bütün otomatik kutu yapma makineleri, kalıpları, yedek parçaları ve özel makinelerinin üretimini gerçekleştirebilmekte ve çok sayıda ülkeye ihracat yapmaktadır.
Türkiye’nin en büyük ve modern teneke ambalaj makineleri üretim tesislerinden biri olan Marmara Makina Kalıp, Semizkumlar Mevkii Kınalı, Silivri adresinde faaliyetine devam etmektedir.

 

Kaynak: Kaan Sarıbekir’den alınan bilgi.

 

MİMETA KALIP MAKİNA SANAYİ ve TİCARET LTD. ŞTİ.

 

1939 yılında doğan Mehmet Ali Yıldız, piyasada tornacı olarak yetişti ve 1957 yılında Tasaş firmasına tornacı olarak girdi. 1970 yılında iki yıl için Almanya’ya giderek çelik ve paslanmaz çelik malzemeler konusunda kendini yetiştirdi. 1972 yılında tekrar Tasaş’a döndü ve 1978 yılına kadar kesintisiz olarak bu firmada çalıştı. 1977 yılında evinin bahçesinde ilk atölyesini kurdu ve kısa bir süre sonra da Tasaş’tan ayrıldı. Atölyesinde teneke ambalaj sanayi için kapama makaraları yapan Yıldız, Almanya’dan getirttiği özel paslanmaz çeliklerle, konserve sanayinde kullanılan kapama makaralarını da yapmaya başladı. İlk şirketinin adı Mim Torna’dır.
1983 yılında oğlu Haluk ve damadının şirkette çalışmaya başlaması üzerine şirket limited şirkete dönüştürüldü ve adı da Mimeta olarak değiştirildi. Daha sonra 1997’de, hem konservecilere hem de yazlık evine yakın olmak için Fatih Mahallesi, Atatürk Cad. No.2/1 Helvacı, Aliağa – İzmir adresinde inşa ettikleri atölyeye taşındılar. Bu adreste eski işlerine ilave, ağırlıklı olarak konserve sanayine hizmet vermeye başladılar. Konserve sanayi için yuvarlak otomatik kapama makineleri yaptılar ve eski kapama makinelerinin revizyonlarını gerçekleştirdiler.
Mimeta, halen aynı adreste Haluk Yıldız yönetiminde faaliyetine devam etmektedir.

 

Kaynak: Mehmet Ali Yıldız’dan alınan bilgi.

 

SAADETTİN ULUTAN ve MURAT YAZICI

 

Saadettin Ulutan (1928-1980), Sultanahmet Sanat Okulu’nu bitirdikten sonra bir süre Şakir Zümre Fabrikası’nda çalıştı; fabrikanın yanmasından sonra ise Kiryako Mihal Usta ile çalışmaya başladı. 1957 yılında Kiryako Usta’nın yanından ayrılan Saadettin Ulutan, Yavuz İrenler ile kısa bir süre ortaklık yaptı.
1934 Rize doğumlu olan Murat Yazıcı, Sultanahmet Meslek Lisesi’nden mezun oldu. Çalışma hayatına Kiryako Usta’nın yanına girdi. Daha sonra buradan ayrılıp Türkiye’de ilk eksantrik presi yapan kişi olan Dursun Başbayraktar’ın yanında çalışmaya başladı. Askerliğini bitirdikten sonra 1957 yılında Saadettin Ulutan ile ortak olup Arap Han’da bir işyeri açtı.
Murat Yazıcı ve Saadettin Ulutan o yıllarda meslek okulundan mezun olup sonra Teneke Ambalaj Sanayi ile ilgili bir iş yeri açan çok nadir ustalardır.
Kurdukları firmanın adını, ortakların isim ve soyadlarının ilk harflerinden yola çıkarak “SUMY” koymuşlardı. Ortaklar, faaliyet konusu olarak teneke ambalaj sanayisinin ihtiyacı olan makineleri ve pres kalıplarını yapmayı seçtiler. Küçükpazar, Arap Han’daki kiralık bir dükkânda, uzun yıllar bu alanda faaliyet gösterdiler.
Türkiye’nin ilk kapama makinesini yapan Mustafa Ketenci’nin iki kollu makinesini geliştirerek, daha kaliteli bir kapama makinesi yapmayı başardılar. Daha sonra WMW marka etek açma makinesinin kopyasını yapmaya başladılar. Mevcut yerlerinin yetersiz kalması üzerine Küçükpazar, Hayriye Hanım Sokak’ta daha büyük bir dükkâna geçerek faaliyetlerine burada devam ettiler.

 

yan-sanayi-3Saadettin Ulutan.

 

Saadettin Ulutan’ın 1953 doğumlu oğlu Barbaros Ulutan, 1968 yılında SUMY’de çırak olarak çalışmaya başladı. 1974 yılında askerliğini bitirip geri döndüğünde şirkete ortak oldu ve ortaklığın ismi Maksan olarak değiştirildi. 1980 yılında Saadettin Ulutan’ın, 1988 yılında da Murat Yazıcı’nın vefatından sonra ortaklık, kurucuların çocukları Barbaros Ulutan ile Mehmet Yazıcı arasında 1990 yılına kadar devam etti. Bu tarihte Mehmet Yazıcı ortaklıktan ayrıldı ve Barbaros Ulutan Maksan’ı devraldı. Maksan bu dönemde daha çok pedallı kutu yapma makineleri ve pres üretimi gerçekleştirdi.
Maksan’da Saadettin Ulutan ve Murat Yazıcı’nın yanında yetişip ustalık yapan Yılmaz Temel ve Çetin Doğan, değişik tarihlerde Maksan’dan ayrılıp kendi atölyelerini kurmuşlardır.
Bu sırada Kutsan Teneke çalışmaya devam etti. Kutsan Teneke, 1986 yılında 1983 model ikinci el bir matbaa hattı satın aldı. Sonraki yıllarda Kutsan’ın baskı kapasitesini artırmak istediklerinde, ikinci el hat getirmenin zorlukları nedeniyle, İngiliz John Ratcliff laklama makinesinin bir kopyasını Maksan’da kendileri yaptılar.
Daha önce Atlı Zincir firmasında yapılan fakat başarılı olmayan lak fırınından sonra ikinci yerli fırını Maksan üretti. Hattın başına da Y tipi Mailänder çift renkli bir matbaa monte edildi. Başarıyla çalıştırılan bu hat, halen Kutsan Teneke’de faaldir. Daha sonra yaptıkları ikinci bir fırın ise Rusya’da kullanılmaktadır.
Maksan daha sonra, pedallı olarak yapılıp satılan yarı otomatik presleri ve kapama makinelerini otomatik hale getirmeye başladı. Teneke bobinleri için boy kesme makineleri de imal ederek, Erdemir’den aldıkları bobin tenekeleri kesmekte kullandı. Rulo kesme makinelerinden biri halen Ankara’da, diğeri ise Rusya’da çalışmaya devam etmektedir.

 

1994 yılında Gebze Dilovası Organize Sanayi Bölgesi’ndeki yeni yerine taşınan firma, başka bir firmanın aynı adla aynı sektörde faaliyete geçmesi ve “Maksan” ismini kendi üzerine tescil ettirmesi üzerine, faaliyetlerini Net Makina adıyla devam ettirme kararı aldı.

 

yan-sanayi-4

 

 

Kaynak: Barbaros Ulutan’dan alınan bilgi.

 

SADETTİN TEZCAN

 

1909 yılında Selanik’te doğan Sadettin Tezcan, 2 yaşındayken ailesiyle birlikte göç edip İzmir’e yerleşti. İlkokulu, Fransızca eğitim veren Alliance okulunda okudu ve mezun olduktan sonra ağabeyinin yanında çalışma hayatına atıldı.

 

1940 yılında evlendi. Bir süre değişik iş kollarında çalıştı ve levha teneke talebinin artmakta olduğunu fark ederek 1952 yılından itibaren 905 Sokak No.4 Hisarönü Konak – İzmir adresinde, Avrupa’dan teneke levha ithalat ve satışına başladı.

 

1960 İhtilali’nden sonra AID Yardım Paketi çerçevesinde ithalatın Avrupa’dan ABD’ye kayması üzerine uzun Amerika seyahatlerine başladı ve teneke satın almak için dört defa Amerika’ya gitti. 1965 yılında Ereğli Demir Çelik’in teneke levha üretimine başlaması ve teneke levha ithalatına izin verilmemesi üzerine, Ereğli Demir Çelik ürünlerinin ticaretine başladı.

 

Sadettin Tezcan, 1972 yılında vefat edinceye kadar teneke ticaretine devam etti. Vefatından sonra büyük oğlu Sönmez Tezcan, bir yandan galvanizli saç üretim tesisleri kurarken, teneke ticaretini de bir süre daha sürdürdü. Bugün Sönmez Tezcan, Türkiye’nin en önemli galvanizli saç üretim tesislerinin sahibidir. Sadettin Tezcan’ın küçük oğlu Sedat Tezcan ise teneke ticaretini bir süre daha yaptıktan sonra ticareti bırakmıştır

 

yan-sanayi-5Saadettin Tezcan.

 

Kaynak: Sönmez Tezcan ve Sedat Tezcan’dan alınan bilgi.

 

SERVER BOYA, MATBAA MÜREKKEPLERİ ve VERNİK SANAYİ ve TİCARET A.Ş.

 

Server Boya, 2000 yılında Hulki Yenier tarafından Kemalpaşa, Sütçüler – İzmir adresinde metal ambalaj sanayi için çeşitli iç ve dış laklar ile emaye üretmek amacıyla kuruldu. Aynı yılın sonuna doğru tesis İstanbul’a taşındı.
Server Boya, 2002 yılında dünyanın en büyük boya üreticilerinden biri olan Akzo Nobel ile matbaa mürekkepleri distribütörlüğü anlaşması yaptı. 2007 yılında Avrupa’nın önemli matbaa mürekkepleri üreticilerinden biri olan Lindgens’in, Server firmasının çoğunluk hissesini satın alması üzerine Server Boya, bu tarihten sonra metal ofset mürekkepleri üretimine de başladı. Bundan üç yıl sonra, 2010’da Lindgens firmasının Akzo Nobel Packaging Coating tarafından satın alınmasından sonra Akzo Nobel, Server Boya’nın büyük ortağı konumuna geldi.
Server Boya, İstanbul Kimyacılar Organize Sanayi Bölgesi, Kristal Sokak No.4 Tuzla adresinde çeşitli metal ofset mürekkepleri, laklar, emaye ve silver lak üretmektedir.

 

Kaynak: Onur Yenier’den alınan bilgi.

 

TANAŞ KOZAKİS

 

Teneke ambalaj sanayisinde nedense sipariş edilen makineler ve kalıplar genelde teslim tarihinden çok sonra, gecikmeli olarak teslim edilir. Bu konuda bazı kalıp ve makine imalatçıları şöhret sahibi olmuşlardır. Rekor üstüne rekor kırarlar!
Umar Makina’nın kurucu ortaklarından Şükrü Nail Umar, Kıssa Kıssa Hayatım adlı kitabında Türkiye’nin ilk teneke makineleri ve kalıp ustası olan, daha sonra da birçok kalıpçı ustasını yetiştiren Rum asıllı Tanaş Usta’yı şöyle anlatıyor:
Askerliğimi bitirip İstanbul dönmüş iş arıyordum. Rahmetli Osman Aksöz ağabeyi gördüm. Durumumu anlattım. “Ne iş olursa olsun çalışacağım” dedim.
“Yarın gel, şu arkada Tanaş Usta var. Rum. Seni ona götüreyim” dedi. Ertesi gün gittiğimde ne göreyim, içeride o günün en güzel tezgâhı var ama çalışan yok! Meğer Tanaş Kozaniş manyağın tekiymiş. Onun yanında bir aydan fazla çalışan olmazmış. Teneke kutu makineleri, pres ve kalıplarını yapıyor. Küfür eder kovalarmış çalışanlarını. Yanında işe girdim. Üç buçuk yıl çalıştım. Kötü bir söz söyleseydi, haksızlığa gelemezdim, başına demiri yerdi. Kötü söz işitmedim. O kadar basit adamdı ki, her şeyi kendi yapıyormuş görüntüsü verirdi. Müşteri işyerine geldiğinde beni iter, müşteri gittiğinde, “İşinin başına geç” derdi. Ben de itiraz etmeden işimin başına geçer çalışırdım.
Hikmet (Şükrü Umar’ın ortağı) askerden izinli geldiğinde benim yanımda bir ay kadar çalıştı. Askerliği bitince beraber Tanaş’ın yanında bir yıl beraber çalıştık…
Tanaş cahildi; zor okur, zor yazardı. Babası da Tahtakale’de tornacıymış. Şeker makineleri imal edermiş, onunla çalışmış, mükemmel bir usta olmuş. Bir gün müşterinin biri havuç rende kalıbı yapmasını istedi. Tanaş müşteriye, “Bu işi siz yaparsanız size akıl verir 200 liranızı alırım; ben yaparsam 2.000 lira alırım,” dedi. Ayaküstü 200 lirayı aldı. O kadar ustaydı ki, yapacağı makinelerin ağaç modellerini de kendi yapardı. Kötü yanı, hiç makine bitirmez, elindeki makineyi birkaç kişiye satardı. Ne oldu makinem diyen müşteriye, bir şeyi kalmadı kısa zamanda teslim edeceğim, derdi. Aynı soruyu soran diğer bir müşteriye de aynı makineyi gösterir, sallar dururdu. Şansı da vardı, müşteriler karşılaşmazdı. Aynı sallama usulünü Necmi Komili’ye yaparken Komili’nin kafası attı, iri yarı adam, “Seni öldüreceğim ulan,” diyerek Tanaş’ın yakasına yapıştı. Tanaş, “Aman efendim, elin kirlenmesin, makineyi üç gün sonra al,” diyerek zaman kazandı. Üç gün gece gündüz çalışarak makineyi Komili’ye teslim etti. O ara Halil Küçük ile Lütfü Yeşilel de makine siparişi vermişlerdi, gelip gidiyorlardı. Tanaş’tan sipariş verdikleri makineleri bir türlü alamadılar. Komili’nin makineyi nasıl aldığını onlara anlattım.
Birkaç gün sonra Lütfü, işyerimize geldi. Makine yine bitmemiş. Önceden kararlaştırmışlar; Halil, Tanaş’a telefon ediyor. Tanaş telefona bakmak için yazıhanesine gittiğinde, Lütfü tabancasını çekiyor. “Ahlaksız adam. Makinemi niçin bitirip vermiyorsun? Seni geberteyim mi?” deyince Tanaş çok korkuyor, “Ne olur bana müsaade et. Hafta sonu makinen hazır!” diyor, sözünde durarak makineyi aynı gün teslim ediyor…
Tanaş Kozakis, 1955 yılının başında arkadaşları Zeynel Canbolat, Necdet ve Avram Acubel ile birlikte bir ortaklık kurup, Kantarcılar’da o günün şartlarına göre büyük sayılabilecek bir yer tutarlar. Makineler ve kalıplar Tanaş’ın atölyesinde yapılır. Kutu atölyesi Vita kutularını yapmak üzere hazırlıklarını tamamlayıp üretime başlar. Vita kutusunun süslü kapağı çok beğenilir.
1955 yılının 6-7 Eylül günleri yaşanan olaylardan sonra Tanaş Kozakis Usta, İstanbul’dan ayrılarak Yunanistan’a göç eder.

 

Kaynak: Şükrü Umar, Kıssa Kıssa Hayatım (2005)

 

TECİM METAL SANAYİ ve TİCARET LTD. ŞTİ.

 

ERİS Demir Saç Ticaret Limited Şirketi, 1982 yılında İzzet Tecim ile Ali Güldür tarafından Küçükpazar, Murat Efendi Sokak – İstanbul adresinde kuruldu. Firma, teneke ve saç alıp satmaya başladı. 1990 yılında Ali Güldür ortaklıktan ayrıldı. İzzet Tecim ise Erdemir’den temin ederek veya ithalat yoluyla teneke alıp satmaya devam etti. 1992 yılında Merter Demirciler Sitesi No.71 adresine taşındı. 1995 yılında ise şirketi tasfiye etti.

 

Aynı yıl, yine aynı alanda faaliyetlerine devam etmek üzere, Tecim Metal Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi’ni, İkitelli O.S. Bölgesi ESOT Sanayi Sitesi H Blok No.2 adresinde kurdu.

 

2004 yılında İzzet Tecim’in rahatsızlanması üzerine şirketi, oğlu İsmail Tecim devraldı. Firma, 2012 yılı sonunda ise kapandı.

 

ARKIN METAL SANAYİ ve TİCARET LTD. ŞTİ.

 

Emel ve İsmail Tecim, teneke ticareti yapmak için, 1991 yılında Küçükpazar Muratefendi Sokak – İstanbul’da Arkın Metal Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi’ni kurdular.

 

1995 yılına kadar bu adreste faaliyet gösteren şirket, Merter Demirciler Sitesi 9. Yol No.71 adresine taşındı. Bir yıl sonra da İkitelli O.S.B. ESOT Sanayi Sitesi H Blok No.1 adresine, yani babalarının yanına geçtiler. Teneke alım satımının haricinde bobinden boy keserek teneke levha elde etmek ve delmek için gerekli makine yatırımı yaptılar.
2007 yılında Düzce Konuralp’te Erdemir Düzce Yolu üzerinde yeni bir servis merkezi kurdular. Buraya yeni bir boy kesme hattı, laklama hattı ve bir de matbaa hattı kurdular. 2013 yılında alınan modern beş renkli matbaa hattı ile baskı kalitesini ve kapasitesini artırdılar.

 

Kaynak: İsmail Tecim’den alınan bilgi

 

UMAR MAKİNA SANAYİ ve TİCARET A.Ş.

 

Umar Makina, Vatan Makina’nın üretmediği dikiş kaynak gibi yeni jenerasyon kutu makinelerini üretmek ve ihracata ağırlık vermek üzere bir kardeş kuruluş olarak kuruldu. Zaten 1972 yılına gelindiğinde Vatan Makina gelen siparişlere cevap veremez durumdaydı. Ali Umar ve amcası Mustafa Umar askerden dönmüşlerdi. Bunun üzerine Şükrü Umar ve ortağı Hikmet Efe, yeni bir şirket kurulmasına karar verdiler. Umar Makina adıyla faaliyete geçen şirkette hisse dağılımı şöyleydi:
• Mustafa Umar (%30)
• Ali Umar (%30)
• 20 Şükrü Umar (%20)
• 20 Hikmet Efe (%20)

 

Şirketi Mustafa Umar’ın yönetmesine karar verildi. Vatan Makina hizasındaki köşe bina kiralandı. Umar Makina, Küçükpazar Murat Efendi Sok. No.22 adresinde üretime başladı.

 

1976 yılında, Vatan Makina’da uzun yıllar çalışmış, ancak sonra ayrılmış olan Cevat Demir’e %10 hisse verilerek Umar Makina’da çalışması sağlandı. O yıllarda lehimli kutulardan dikiş kaynaklı kutulara hızlı bir dönüş vardı. Biri İstanbul’da, diğeri Balıkesir’de olmak üzere iki firma dikiş kaynak makinesi yapmaya başlamıştı. Bütün müşteriler Umar Makina’ya dikiş kaynak makinesi üretmesi için baskı yapıyordu.

 

Bunun üzerine Bomonti Teneke Kutu Fabrikası Coşkun Kav ve Ortakları firmasından bir dikiş kaynak makinesi temin edildi. Bu makine incelendiğinde, o makine ile başlamanın hatalı olacağına karar verilerek yeni bir örnek makine arayışına girildi. Daha sonra Sarten Ambalaj’dan temin edilen bir makine örnek alındı. Bu makine üzerinde bazı değişiklikler yapılarak, 1979 yılında ilk yarı otomatik dikiş kaynak makinesinden dört adet üretildi. Bu ilk dikiş kaynak makinelerinden biri Nizip’teki Özkaya Yağ Sanayi firmasına (halen Helvacıkara Gaziantep firmasındadır), biri Alpaş Ambalaj Topkapı İstanbul’a (daha sonra bu makine Seyhan-Adana’ya gitti) ve kalan iki tanesi de İzmir Kristal Yağ fabrikasına satıldı.

 

Umar Makina, üretiminde ağırlığı dikiş kaynak makinelerine, yuvarlak kutu ve konik kutu yapma makinelerine verdi. 1978 yılında ilk defa kutu makinesi ihraç edildi. Mevcut alan dar geldiği için firma 1982 yılında, Namık Kemal Caddesi No.89, Aksaray adresinde 500 metrekarelik kiralık bir yere taşındı.

 

1984 yılında Şükrü Nail Umar ve Hikmet Efe, Umar Makina’daki hisselerini satarak şirketten ayrıldılar. 2005 yılında da Ali Umar, Umar Makina’nın ortaklığından ayrıldı. Bu şekilde Vatan Makina ile Umar Makina arasındaki organik bağ tamamen koptu.

 

Halen Dudullu Organize Sanayi Bölgesi 1. Cadde No.28/3 Ümraniye adresinde faaliyetine devam eden Umar Makina, Mustafa Umar’ın başkanlığında, çeşitli ülkelere, başta yuvarlak tam otomatik ve yarı-otomatik kutu üretim hatları ile pres hatları olmak üzere, üretiminin %80’ini ihraç etmektedir.

 

yan-sanayi-6Mustafa Umar (sağ başta ayakta) ve çalışanları,
ilk yaptıkları dikiş kaynak makinelerinin önünde.

 

Umar Makina, kutu makinelerinin ihracatında öncü kuruluştur. Diğer üreticilere de örnek olduğundan, onlar da  daha sonra ihracata başlamışlardır. Umar Makina’nın diğer bir başarısı ise kutu makinelerinin otomasyonuna  başlayarak yine diğer kuruluşlara örnek olmasıdır. Umar Makina tarafından Türkiye’de ilk defa üretilen kutu  makineleri:
• 1990 yılında ilk otomatik pres
• 2000 yılında tam otomatik dikiş kaynak makinesi
• 2002 yılında otomatik dip hattı
• 2006 yılında otomatik gövde hattı ve çift taraflı yan kulak punta hattı
• 2007 yılında triple kova dip kapatma makinesi
• 2008 yılında otomatik dikiş ve toz lak hattı

 

yan-sanayi-7

 

 

Kaynak: Mustafa Umar’dan alınan bilgi.

 

VATAN MAKİNA SANAYİ ve TİCARET A.Ş.

 

1951 yılında askerliğini bitiren Şükrü Nail Umar, İstanbul’da iş aramaya başladı. Bir dostunun yardımıyla teneke kutu makineleri ve kalıpları yapan Rum asıllı Tanaş Kozakis’in yanında tornacı olarak iş buldu. Askerliğini yeni bitiren arkadaşı Hikmet Efe’nin de Tanaş’ın atölyesinde işbaşı yapmasına önayak oldu. İki arkadaş 1954 yılına kadar aynı atölyede çalıştı ve Tanaş’tan çok şey öğrendi. Çok iyi anlaşan bu iki arkadaş, sonunda kendi işlerini kurmaya karar verdi. Ustalarının bilgisi dahilinde, 1954 yılının Kasım ayında bir işyeri kiralayıp, ithal edilmekte olan kabara çivisini burada yerli olarak üretmeye karar verdiler. İşyerlerinin kabara çivisinin pazarlandığı yere yakın olması da işlerini kolaylaştırıyordu. Üretim için gerekli kalıp ve presleri Tanaş’ın atölyesinde yaptılar. İlk sermayeleri için akrabalarından borç aldılar. Ustaları Tanaş da onlara 500 lira borç vermişti. İlk atölyeleri Küçükpazar’da, Tanaş’ın atölyesine 100 metre uzaklıkta, 30 metrekarelik, ahşap bir binanın üç basamakla inilen bodrum katıydı.

 

Perşembepazarı’ndan gerekli takımları alıp 1955 yılında üretime başladılarsa da, bu küçücük atölyeye sığamadılar. Bunun üzerine Şükrü Umar, evinin bir odasını kabara çivisi montajı için ayırdı. Üstelik komşu hanımlar da bu işe destek oldular. Bu odada montaj yapıp bin adedini bir kutu içine koydular ve “UMEF” markasıyla piyasaya sürdüler.

 

yan-sanayi-8Vatan Makina’nın kurucuları Şükrü Nail Umar (solda) ve Hikmet Efe (sağda).

 

Kundakçı Han’da Nuri Leflef için ayakkabı cila kutusu yapan Halil Küçük ile Lütfü Yeşilel’in büyük bir prese ihtiyacı vardı. Şükrü Umar ve Hikmet Efe’ye bu presi yapıp yapamayacaklarını sorduklarında olumlu cevap aldılar. Yalnız ellerinde hiç pres modeli yoktu. Pres yapan Halil Tespitçi de pres modelini vermek istemiyordu. Ancak Halil Tespitçi’nin daha önce yaptığı bir pres, Kâşif Silan ve ortağı Zeki Konukçu’nun atölyesinde bulunuyordu. Zeki Bey’e rica edip presin modelini çıkardılar. 1955 yılında ilk makineleri olan presi üretip teslim ettiler.
30 metrekarelik yer dar geldiği için Küçükpazar Murat Efendi Sok. No.41/1 adresinde, yine bodrum katta 50 metrekarelik bir yere taşındıktan sonra ilk TOSS marka tornalarını aldılar. Kısa bir süre sonra Horen Çalışkan’dan da iki tane pres siparişi aldılar. Bir yandan da ilk üretimleri olan kabara çivisi üretimine devam ediyorlardı. 1956 yılında Burla Biraderler’den yeni büyük bir torna ile piyasadan kullanılmış bir planya satın aldılar.
Bu sırada beklentilerinin üzerinde yeni siparişler gelmekte devam ediyordu. Halil Küçük ve Lütfü Yeşilel’den 60 tonluk yeni bir pres siparişi aldılar. Erdek’te balık konservesi yapan Üzeyir oğlu Osman da iki parçalı, yandan anahtarla açılan balık kutusu için pres ve kalıp siparişi verdi.
Bu kez 1957 yılında Mihal Talasoğlu’dan da yuvarlak kenar açma siparişi aldılar. Ama ellerinde yine makine modeli yoktu. Asmaaltı’nda kutu üretimi yapan Sadi Beceren’de bu makineden olduğunu biliyorlardı. Sadi Beceren’in makinesinden teknik resmini çizip sipariş aldıkları makineyi yaptılar. Daha sonra Kâşif Silan’a ikinci bir kenar açma makinesini ve Yeprem Balta’ya da 20 tonluk pres yapıp teslim ettiler.
Aynı tarihlerde Yavuz İrenler ile Saadettin Ulutan, Kuveloğlu Han’da kalıpçılık yapıyorlardı. İşler sıkışınca kalıplarını Yavuz ve Saadettin Ustalar yapıyordu. Fakat bir süre sonra Yavuz Usta ile Saadettin Usta arasında anlaşmazlık çıktı. Bunun üzerine Yavuz Usta Şükrü ve Hikmet Usta’nın desteğiyle yeni bir işyeri açtı.
Ortaköy’de teneke kutu yapan Gabay firmasında çalışan Sami Pinhas ile İbrahim Türkmen, kendi kutu atölyelerini kurmak için Vatan Makina’ya gerekli bütün makineleri sipariş verdiler. Fakat ustaların ellerinde bu sefer de kapama makinesi modeli yoktu. Leon Gabay’dan izin alınarak geceleri makinenin teknik resmi çizildi ve bu şekilde ilk kapama makineleri üretildi. Arkasından Moiz Sides’e de bir adet kapama makinesi yaptılar. Artık teneke üretimi için gerekli bütün makinelerin modelleri ellerindeydi. Pres, kenar açma, kenet, tokmak, kapama gibi kutu yapma makinelerini rahatlıkla yapabilecek durumdaydılar.
1960 yılında aynı sokakta 60 metrekarelik bir arsa satın alıp 2,5 katlık bir bina inşa ettiler. Daha sonra arka taraftaki 45 metrekarelik alanı ve ardından köşe arsayı alıp, 531 metrekarelik bir işyerine sahip oldular.
1966 yılında Şükrü ve Hikmet Ustalar şirketlerini kolektif şirkete dönüştürdüler. Yeni şirketin adı “Vatan Makina Sanayi Kollektif Şirketi Şükrü Nail Umar – Hikmet Efe” olarak tescil edildi.
1970’li yıllarda İstanbul’un sanayisi Haliç kıyısında Küçükpazar çevresinde toplanmıştı ve herkes yer sıkıntısı yaşıyordu. 1971 yılında bölge sanayicileri, İMES adında bir kooperatif kurarak Anadolu yakasında yeni bir sanayi sitesi inşaatına başladılar. Bu kooperatiften Hikmet Efe ve Şükrü N. Umar ayrı ayrı 600 metrekarelik yer aldılar. 1971’de başlayan sanayi sitesi kurma macerasının, çeşitli nedenlerle yaşanan gecikmelerden sonra nihayet 1986’da bitmesiyle, firmalar yeni siteye taşınmaya başladılar.
1972 yılına gelindiğinde Vatan Makina artık işlere yetişemez hale gelmişti. Farklı makineler yapmak ve ihracatla daha fazla ilgilenebilmek için yeni bir şirket daha kurulması kararlaştırıldı. Umar Makina, 1972 yılında kuruldu. Askerden dönen Şükrü Umar’ın oğlu Ali ile kardeşi Mustafa, yeni kurulan şirkete ortak oldular.
1984 yılında Şükrü Nail Umar ve Hikmet Efe, Umar Makina’nın ortaklığından ayrıldılar. 2005 yılında da Ali Umar’ın ortaklıktan ayrılmasıyla, Vatan Makina ile Umar Makina arasında hiçbir organik bağ kalmamış oldu.

 

yan-sanayi-9Şükrü Nail Umar (solda), Küçükpazar’da akrabası Hasan Amca ile birlikte.

 

1986 yılında Vatan Makina, İMES C Blok 306 Sokak 32-34 numaralı 1.200 metrekarelik yeni işyerine taşındı. Firma, yeni yerinde daha güvenli ve verimli çalışan hava kavramalı ve frenli presler üretmeye ve 1990 yılında Ortadoğu ülkelerine direkt ihracat yapmaya başladı.

 

1997 yılında yeni kuşağın da katılımıyla şirket anonim şirkete dönüştürüldü. Vatan Makina Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin ortakları Şükrü Nail Umar, Hikmet Efe, Ali Umar, Selami Efe, Ahmet Umar, İlhami Efe, Ersin Efe ve Nail Umar’dı. Anonim şirkette Şükrü Umar ve Hikmet Efe’nin %11’er, her iki ailenin çocuklarının ise %13’er hissesi vardı.
Daha sonraları tam otomatik pres hatları, 99 ve 153 mm kolay açılır kapak dönüşüm sistemi, otomatik makas üretimi gerçekleştirip değişik ülkelere ihraç edildi. 2006 yılında Alemdağ’da yeni bir fabrika binası yapımına başlandı. Üretimin bir bölümü, 2008 yılında yapımı tamamlanan fabrikaya taşındı.
Türkiye’nin en kaliteli kutu yapma makinelerini yapan ve büyük bölümünü ihraç eden en eski firması olan Vatan Makina’nın bu başarısının arkasında yatan belki de en önemli neden, 1955 yılında başlayan Şükrü ve Hikmet Beylerin ortaklığının 57 yıldır sorunsuz sürmesidir. Onlarınki, Türkiye’de örneğine çok az rastlanır bir ortaklıktır.
Vatan Makina’nın bir başka büyük başarısı ise dünya üzerindeki çok az sayıdaki kolay açılır kapak hattı üreticilerinden biri olması ve hem makineleri hem de kalıpları yapabilen tek firma olmasıdır.
Şükrü N. Umar ve Hikmet Efe, piyasaya en çok usta yetiştiren kişilerdir. Onların yanında yetişenlerden bazıları ve ayrılış tarihleri şöyledir: Cemil Özkan (1962), Orhan Albayrak (1969), Hasan Altunel (1972), Nuri Makaracı (1974), Cemil Güler (1977), Muammer Görgülü…
Başlangıçta kurucu ortak olarak yer aldıkları ama bugün için ilişkilerinin kalmadığı Umar Makina’nın ortaklarından Mustafa Umar ve Cevat Demir de onların yanlarında yetişmiş isimler arasındadır. Bugün Vatan Makina’nın üst yönetiminde yer alan ikinci kuşağın da babalarının yanında yetiştiği dikkate alınırsa, Vatan Makina, Türk teneke ambalaj sanayi için adeta bir okul olmuştur.¹

 

 

ALİ UMAR’IN ANILARI
Çocukluk hatırası
Yıl 1958. Ben daha 10 yaşlarındaydım. Evimiz, işyerimize yürüyerek 20 dakikalık mesafede olduğu için cumartesi günleri ve bazı boş günlerimde işyerine giderdim.
Bir gidişimde babam ve Hikmet Usta elime alüminyum bayrak direklerini tutuşturdular. “Geç matkabın başına, bayrak direklerinin deliklerini del” dediler. Bu alüminyumlar, o zamanlar bayrak sopalarının takılabilmesi için evlerin, işyerlerinin, kapılarının yanlarına vidalanır, buna bayraklar asılırdı. Delikleri deldim ama bir matkap ucunu da kırdım.

 

Trakya Teneke

 

Yıl 1966. Ohannes Meyhanecioğlu ile Küçükpazar’da işyerimiz yan yanaydı. İki adet 17 kg kapatma siparişi verdi. Makineyi bitirdik. “Bizzat kendim kontrol edeceğim,” dedi.

 

Kapaması yapılan kutuların yalnız kenet köşeleri lehimlendi. Sonra kutular içine su dolduruldu. Kutuları ısıtarak kapatmanın sızdırmazlığını kontrol etti. Sonucu beğendi. Kapamaları kabul etti. Burada önemli olan, contasız kapaklarla sızdırmazlığı sağlamıştık.

 

Öntaş

 

Firma ziyareti için İzmir’de Öntaş’a gitmiştik. Öntaş’taki bütün kapatmalar bizim üretimimizdi. Kapamaların performansını görmek için makinelerin başına Ercan Bey’le beraber gittik. 17 kg tenekenin kapamasını kontrol ederken bulunduğumuz yere çok güneş geliyordu. Tenekeye baktığımda teneke aynalama yapıyor, kapamayı düzgün göremiyordum. Ben tenekenin yüzüne üfleyip nefesimle baktığım alanı matlaştırdım. Bu olaya Ercan Bey çok şaşırıp, “Ne yapıyorsun?” diye sordu. Ben de nedenini anlatmıştım. Hayrabolu 1970 yılıydı. Hayrabolu’dan Süleyman Gür işyerimize gelip 17 kg peynir tenekesi tesisi siparişi verdi. Ben mesleğini sordum. Müezzin olduğunu söyledi. Verdiği siparişi bitirdiğimizde, tesisi Hayrabolu’ya götürüp, çalıştırıp teslim ettik.
Aradan iki yıl gibi bir zaman geçmişti ki Süleyman Bey tekrar gelip 5 kiloluk kutu yapmak için ilave makine ve kalıp siparişlerini verdi. Beş kiloluk makine ve kalıpları teslim etmek ve ayarları yapmak için gittiğimizde, 17 kg’lık hattın kurduğumuz gibi çalıştığını gördük. İki yıl içinde hiç ayar yapmamışlardı. Ayar yapmayı, takım değiştirmeyi bilmiyorlardı. Beş kiloluk takımları takıp, hattı çalıştırdıktan sonra İstanbul’a geri döndük.

 

Vatan Makina’da yetişen bazı ustalar:

 

CEMİL GÜLER
Vatan Makina’da çalışıp usta oldu. 1977 yılında Küçükpazar’da kendi şirketini kurdu. 1988 yılından sonra İMES Sanayi Sitesi A Blok 107 Sok. No.39 adresinde Güler Makine ve Kalıp Sanayi adı altında faaliyet göstermeye başladı. Yarı otomatik, otomatik, yuvarlak ve köşeli kutu makineleri üretiyor.
CEMİL ÖZKAN
Vatan Makina’da yetişen Cemil Özkan, 1965 yılına kadar burada çalıştı. Salih Mirasyedi ile bir süre ortaklık yaptıktan sonra ayrılıp kendi atölyesini kurdu. Başlangıçta kutu makineleri yapıyordu. Daha sonra 200 kiloluk varil ve egzoz makineleri üretti. Vefatından sonra atölyesi kapandı.²
MUAMMER GÖRGÜLÜ
1973-1980 yılları arasında Vatan Makina’da, 1981- 1995 yılları arasında da Umar Makina’da çalışan Muammer Görgülü, daha sonra birkaç arkadaşı ile birlikte bir ortaklık kurdu. Ancak bu ortaklık uzun sürmedi ve Muammer Görgülü 1998 yılında Rami Kışla Caddesi No.115/39 Topçular, Bayrampaşa adresinde kendi atölyesini açtı. Burada pres ve kutu kapama hariç, yarı otomatik dikiş kaynak ve diğer kutu üretim makinelerinin üretimine devam etmektedir.³

 

 

NURİ MAKARACI

Vatan Makina’da yetişen Nuri Makaracı, 1974 yılında kendi atölyesini açtı. Halen İkitelli O.S.B. Pik Dökümcüler Sanayi Sitesi A Blok No.7 – İstanbul adresinde yarı otomatik dikiş kaynak ve çeşitli kutu üretim makineleri, plastik ambalaj makineleri imal etmektedir.⁴

 

ORHAN ALBAYRAK

 

Vatan Makina’da yetişen Orhan Albayrak, 1969 yılında ayrılarak OME Makina’yı kurdu. Bir süre kutu üretim makineleri üreten Orhan Albayrak, daha sonra atölyesini kapattı.

 

1 Kaynak: Şükrü Umar, Kıssa Kıssa Hayatım (2005); Ali ve Nail Umar’dan alınan bilgi.
2 Kaynak: Ali Umar’dan alınan bilgi.
3 Kaynak: Ali Umar ve Muammer Görgülü’den alınan bilgi.
4 Kaynak: Ali Umar’dan alınan bilgi.

 

YAVUZ İRENLER
İstanbul Ortaköy’de kurulu Gabay Teneke Kutu tesisinde çalışan Yavuz İrenler, 1954 yılında buradan ayrılarak Yani Küpeli’nin damadı Yorgo Papadopulos ile Deveoğlu Yokuşu’nda ilk kalıp atölyesini açtı. Yorgo ile kurdukları ortaklıktan 1956 yılında ayrılan İrenler, kısa bir süre Saadettin Ulutan ile ortak olarak çalıştı. Daha sonra ise kendi atölyesini kurdu. Küçükpazar Murat Efendi Sokak’ta, Vatan Makina’ya çok yakın bir yerde kalıp imalatına devam etti. Vatan Makina, kalıp ihtiyaçlarını Yavuz Usta’ya yaptırarak, kendisine ciddi destek veriyordu. Yavuz İrenler, ilerleyen yıllarda Behzat Dirican ve Hüseyin Güleryüz gibi birkaç kişiyle kısa süreli ortaklıklar yaptıktan sonra, 1986 yılında mesleği bıraktı.
Yavuz İrenler’in teneke sektörü için en büyük önemi, en fazla kalıpçı ustası yetiştiren kişi olmasıdır. Habip Kizir, Necmi Aksu ve Cemal Yeşilbayrak, Yavuz Usta’nın yanında yetişen isimler arasındadır. Yavuz Usta’nın yetiştirdiği kalıpçı ustaları, Yavuz Usta’nın atölyesine yakın yerlerde kendi atölyelerini açmışlardır.
CEMAL YEŞİLBAYRAK
Yavuz İrenler’in yanında yetişti. 1970’li yıllarda Yavuz Usta’nın yanından ayrılarak kalıp imalatıyla uğraştı. Daha sonra Küçükpazar, Murat Efendi Sokak, Özgüven Han’da belki de Türkiye’de ilk plastik kulp imalatını gerçekleştirdi.

 

yan-sanayi-10Yavuz İrenler (solda) ve Yorgo Papadopulas (sağda).

 

Kaynak: Habip Kizir ve Mehmet Yılmaz’dan alınan bilgi.

 

 

prev book next