Teneke Müzesi | Türk Teneke Ambalaj Tarihçesi | Ereğli Demir Çelik Fabrikası Hizmete Giriyor
15895
page,page-id-15895,page-template-default,ajax_fade,page_not_loaded,,vertical_menu_enabled,no_animation_on_touch,paspartu_enabled,paspartu_on_top_fixed,paspartu_on_bottom_fixed,vertical_menu_inside_paspartu,side_area_uncovered_from_content,qode-theme-ver-7.4,wpb-js-composer js-comp-ver-4.5.2,vc_responsive
 

Ereğli Demir Çelik Fabrikası Hizmete Giriyor

 

1950’li yıllarda sanayi üretiminin ekonomideki ağırlığı giderek artarken, teneke, boru, vagon, ziraat aletleri, elektrikli ev eşyaları ve madeni eşya üretimi gibi sektörlerde kullanılan yassı çelik levha ihtiyacında da ciddi bir artış yaşandı. Türkiye’nin ilk entegre demir-çelik üreticisi olarak 1937 tarihinde kurulan Karabük Demir Çelik Fabrikası, bu ihtiyacı karşılayan ürünler üretmiyordu. Diğer yandan bu ihtiyacın ithalat yoluyla karşılanması da ekonomiye büyük yük getiriyordu. İstanbul Sanayi Odası Başkan Vekili Ertuğrul Soysal’a göre fert başına düşen çelik tüketimi, milletlerin refah ve medeniyet seviyelerinin işareti sayılırken, Türkiye bu bakımdan dünyanın en geri ülkeleri arasında bulunuyordu. Kişi başına düşen çelik tüketim miktarı Amerika’da 576 kg, Batı Avrupa’da ise 222 kg iken Türkiye’de sadece 22 kg civarındaydı. Dolayısıyla ekonomi gelişirken, çelik üretiminin de artması kaçınılmazdı.¹

 

Bu gerçekler ışığında, yassı çelik üretecek bir sanayi tesisinin kurulması amacıyla ilk adımlar 1954 yılında, Sümerbank öncülüğünde bir komisyon kurulmasıyla atıldı. Söz konusu tesisin fizibilite çalışmalarına ise 1959 yılında Sanayi Bakanlığı ile ABD kökenli Koppers Associates SA tarafından başlandı. Türkiye’nin demir-çelik üreten ikinci, yassı mamul üreten ilk tesisi olan Ereğli Demir Çelik Fabrikaları (Erdemir), 28 Şubat 1960 tarihli ve 7462 sayılı yasayla anonim şirket olarak kuruldu. Şirketin kurucu ortakları Türkiye Demir ve Çelik İşletmeleri, Sümerbank, Ankara Ticaret ve Sanayi Odası, Türkiye İş Bankası ve Koppers Associates SA idi. Kuruluş 11 Mayıs 1960’ta resmen tescil edildi.

 

Fabrikanın inşasına Mayıs 1961’de Karadeniz Ereğlisi’nde başlandı ve 42 ayda tamamlanarak 15 Mayıs 1965’te işletmeye açıldı. Erdemir’in kuruluşundaki yıllık üretim kapasitesi 470 bin ton çelik, 50 bin ton pik demir, 221 bin ton sıcak çekilmiş mamul, 123 bin ton soğuk çekilmiş mamul ve 349 bin ton toplam yassı mamul idi. Fabrika, bu kapasiteyle ülke ihtiyacının yüzde 75’ini karşılayabilecek durumdaydı. Planlanan geliştirme projeleriyle fabrikanın 5 yıl içinde ülke ihtiyacın tamamını karşılaması öngörülüyordu. Fabrikada, 80’i Amerikalı 3 binin üzerinde personel çalışacak ve yerli üretim sayesinde yılda 225 milyon liralık döviz tasarrufu sağlanacaktı.²

 

Yassı hadde mamulleri ile gelişecek sanayi dalları arasında en önemlilerinden biri gıda ve konserve sanayii idi. Fabrikanın hizmete girdiği tarihe kadar Türkiye, bütün teneke levha ihtiyacını hariçten tedarik etmek mecburiyetindeydi. Ereğli Demir Çelik Fabrikası tarafından açıklanan istatistiklere göre aynı tarihlerde Türkiye’de, gıda maddelerinin ambalajında kullanılmak üzere teneke kutu imal eden yaklaşık 55 fabrika bulunuyordu. Konserve sanayisi, Batı ülkelerine oranla son derece geri bir noktadaydı. Türkiye’de kişi başına yılda sadece yarım kutu konserve tüketilirken, bu miktar Avrupa’da 95, Amerika’da ise 150 civarındaydı. Erdemir tarafından teneke üretilmeye başlaması sayesinde Türk konserveciliğinin gelişmesi ve Türkiye’de bol miktarda bulunan balık, et, meyve ve sebze kaynaklarının çok daha iyi bir şekilde değerlendirilmesi mümkün olabilecekti. Ayrıca Erdemir’in sunduğu yassı ürünler sayesinde, boya, makine yağları, gazyağı ve diğer sıvıların muhafaza ve naklinde kullanılan sac ve tenekeden mamul kutuların imalatında da önemli gelişmeler sağlanması bekleniyordu.³

 

Gerçekten de 1965 yılında Erdemir’in teneke üretime başlamasının teneke ambalaj sektörünün gelişmesindeki rolü çok büyük oldu. 1967-2000 yılları arasında Türkiye teneke ihtiyacının ortalama yüzde 67’si, 2000-2013 yılları arasında ise yüzde 72’si Erdemir tarafından karşılandı. Özellikle 1999 yılında faaliyete geçen Erdemir’in modern, kromlu ve daha kaliteli teneke yapabilen yeni teneke hattı sayesinde Türkiye, gerek teneke levha ve gerekse boş teneke kutu ihracatında ciddi adımlar attı. Erdemir’in teneke hazır olduktan sonra birkaç gün içinde müşteriye ulaştırması, teneke üretilmedi ise sipariş özelliklerinde değişiklik kabul etmesi ve teminat mektubu verildiği takdirde 6 aya kadar vadeli satış yapabilmesi, Türk teneke ambalaj sanayicisine çalışma kolaylığı sağladı.

 

Erdemir 1965 yılında teneke üretimine başladığında üretim kapasitesi yılda 100 bin tondu. Bu rakam aynı dönemde Türkiye’nin teneke ihtiyacının iki katına eşdeğerdi. Üretim başladıktan sonra teneke tahsise tabi oldu. Erdemir bir devlet kuruluşu olduğundan, üretime başlamasıyla hükümet teneke ithalatını yasakladı. Buna karşılık Erdemir, tenekeyi direkt sanayicilere vereceğini ve sanayi kuruluşlarına tahsis verilirken kapasite raporlarındaki teneke miktarını dikkate alacağını duyurdu. Bunun üzerine teneke ambalaj sanayisinde faaliyet gösteren kuruluşlar, bir yandan sanayi odalarının verdiği kapasite raporlarındaki teneke miktarını artırmaya çalışırken, bir yandan da kutu tesislerini çalıştırmayan, ama kapasite raporlarında teneke kullandıkları yazılı olan müşterilerinin Erdemir’den teneke talep etmelerini sağlama çabasına giriştiler. Bu sebeple kutu üreten şirketler, Erdemir’den teneke tahsisi alan müşterilerinin tenekelerini ya satın aldılar veya onlara fason kutu yaptılar.

 

1 Ertuğrul Soysal, “Kalkınmamızda Çelik Sanayiinin Yeri ve Ereğli,” Milliyet (15 Ekim 1964).
2 “Demir-Çelik Tesisleri Açıldı,” Milliyet (16 Mayıs 1965).
3 “Okuyunuz ve Dostlarınıza Anlatınız,” Cumhuriyet (25 Mart 1962).

 

eregli-demir-celik-4Ereğli Demir Çelik Fabrikaları inşaat halinde.

 

Erdemir’in hizmete girmesinin teneke ambalaj sektöründe yarattığı olumlu havaya rağmen, açılışı takip eden yıllarda sektörün yüksek beklentilerinin hayata geçirilmesinde beklenmedik sorunlarla karşılaşıldı. Fabrikanın ilk yıllarda çeşitli nedenlerle yüzde 50 kapasitede bile çalıştırılamaması ve Erdemir’in piyasa ihtiyacının tamamını karşılayabileceği yönündeki taahhüdü nedeniyle kok teneke ithalatının yasaklanmış olması, piyasada teneke sıkıntısının devam etmesine neden oldu. Örneğin 1967 yılında, Ocak ayı başında verilen siparişler, Nisan ayına gelindiği halde halen teslim edilmemişti. Üstelik teneke kutu üreticileri, Erdemir’in ürettiği kalaylı tenekenin kalite açısından tatminkâr olmamasından şikâyetçiydi.¹

 

Erdemir’in pazarın ihtiyacı olan tenekeyi düzenli olarak temin edememesi, sonraki yıllarda da teneke ambalaj sektörünü hep olumsuz etkiledi. Teneke ambalaj kullanan üretici firmalar, yeterince kutu temin etmekte yaşadıkları sorunlar yüzünden zaman zaman kapasitelerini azaltmak zorunda kaldılar. Örneğin, 1978 yılında teneke ve hammadde darlığı nedeniyle yıllarda Türkiye’nin yağ gereksiniminin yüzde 40’ın karşılayan Unilever şirketinden bir yetkili, teneke bulamadıkları için Vita yağı üretimini durduklarını ve Sana yağı üretimini de yüzde 60 düşürmek zorunda kaldıklarını açıklıyordu. Benzer bir darboğazın yaşandığı 1984 yılında da Erdemir’in üç ay boyunca teneke sevkiyatını geciktirmiş olması, imalatçıların üretimlerini tamamen durdurmalarına ve teneke ambalaj kullanan üreticilerin de sıkıntıya düşmelerine neden olmuştu. Bir nebati yağ üreticisi, Erdemir’in taleplerine cevap verememesi nedeniyle düştükleri sıkıntıyı şöyle dile getiriyordu:

 

eregli-demir-celik-6

 

 

“Ereğli Demir Çelik Fabrikası 1984 yılı ortalama 100 ton olan tahsisleri normal vermediği gibi, 1985 yılı için aylık 100 ton teneke isteğimize 24 ton tahsis yaptı. Halbuki ambalajlamada kullandığımız teneke ihtiyacımız aylık 100 tonu geçmekte. Senede 2.500-3.000 tonluk teneke gereksinimimiz olduğu halde, Ereğli Demir Çelik 288 ton teneke tahsis ediyor. Durumun böyle sürmesi halinde üretime devam etmemiz güçleşir.”²

 

Bu durum, bazı firmaları teneke kutu yerine plastik şişe ve kutuları tercih etmeye yönlendiriyordu. Teneke ambalaj sanayisinin karşı karşıya olduğu bir diğer sorun da, Erdemir’den alınan ürünlerde standart bir kalitenin olmamasıydı. Fabrika üzerindeki üretim baskısı, zaman zaman kalitenin ikinci planda kalmasına neden oluyordu. Teneke ambalaj sanayisinin en büyük üreticilerinden Hilal Ambalaj’ın bir yetkilisi, 1987 yılında yaptığı açıklamada, sektörün kalite sorunları nedeniyle ister istemez ithal tenekeye yöneldiğini şu sözlerle dile getiriyordu: “Erdemir’in üretimi standart değil. Tenekenin bükülebilme sertliği yeterli olmadığı için kırılmalar oluyor. Belirli bir sertlik ve kalınlıkta teneke üretilemiyor. Bu yüzden büyük firmalar ithal tenekeyi tercih ediyor. Teneke üretiminde yıllık kapasite 403 milyon kutu olmasına rağmen, kurulu kapasite atıl duruyor ve ihtiyacın yüzde 30’u ithalatla karşılanıyor.”³

 

1982 yılına kadar Erdemir’in üretim miktarı çeşitli nedenlerle dalgalı bir seyir izledi. Bu çalkantılı dönemin en yüksek üretimi ise 1974 yılındaki 90.500 ton olarak gerçekleşti. 1983 yılına gelindiğinde 98.500 ton üretim yapan Erdemir, bu tarihten sonra hep tam kapasiteye yakın üretim miktarlarına ulaştı; 1988-1990 yılları arasındaki üç yıl boyunca da, alınan ek önlemlerle kapasitesinin üzerinde üretim gerçekleştirdi. 1991-2000 yılları arasında minimumu 78 bin ton (1999), maksimumu 109 bin ton (1996) olmak üzere, üretimde yine dalgalı bir seyir izlendi. 1999 yılında ise yeni ve modern teneke üretim hattının devreye alınmasıyla hem üretim kapasitesi, hem de çıkan ürünün kalitesinde ciddi artış sağlandı. Şirket, 2002 yılında Arcelor Packaging International (API) ile ambalaj çeliği alanında bir işbirliği anlaşması imzaladı. İşbirliği kapsamında API’nin Erdemir’e teneke üretim tesisleri işletmeciliği alanında teknik danışmanlık hizmeti vereceği açıklandı. Erdemir, 2006 yılında özelleştirildi ve Oyak tarafından satın alındı.

 

1 “Teneke ve Hammadde Darlığı Nedeniyle Yağ Üretiminin %60 Düştüğü Açıklandı,” Milliyet (29 Eylül 1978).
2 “Teneke Sıkıntısı Sürerse Üretimi Durdurmak Zorunda Kalırız,” Dünya (11 Ekim 1984).
3 “KİT’lerde Düzelme Yok,” Milliyet (3 Kasım 1987).

“Teneke Kutular; Ayakla Kesilir, Elle Bükülürdü”

 

Ülker ürünleri, 1940’lı yılların ikinci yarısında Anadolu’nun en ücra köşesine kadar ulaştı. Kentlilerin yanı sıra, köylüler de Ülker pötibörlerin yaydığı damak tadından fazlasıyla etkilendi. Bisküviler, nefisti. Ancak, o nefaseti, hem güven hem de zarafetle taşıyacak ambalaja da ihtiyaç vardı. Türk insanı, o yıllarda Avrupa’da yaygınlaşmış olan şık ambalajlarla henüz tanışmamıştı. Hatta o kadar ki, 1930’lu ve 40’lı yıllarda, kesekâğıtlarının içine yerleştirilip, bakkal terazisinde tartılan ve “dökme” diye tanımlanan bisküviler kiloyla satılırdı. Zamanla, her şeyin iyisi ve güzeli aranır oldu. Bu arayış, bisküvi ambalajlarına da yansıdı. Bisküvi üreticileri, bu nefis ürünlerin dış etkilerden korunabilmesi, aynı zamanda tüketicinin ilgisini çekmesi için özel ambalajlara yönelerek, çok pahalı ve emek yoğun bir malzeme seçti. O malzeme, ithal malı tenekeydi. Bisküviler ithal malı tenekelerden imal edilen kutulara yerleştirilirken, ülkede döviz darboğazı çekiliyor, yurtdışından yeni makine getirebilmek için başkent Ankara’da çalınmadık kapı bırakılmıyordu. Bütün bu sıkıntılara rağmen, Ülker bisküvileri, “pencereli” kutuların içinde tüketicilere ulaşıyor, bu ürünlerin tadını keşfedenler, onu bırakmak istemiyordu. Bakkal dükkânlarını süsleyen bu pencereli bisküvi kutularının hikâyesini de, ayrıntılı bir şekilde yine Selçuk Berksan anlatıyor: Bisküvilerin konulduğu teneke kutular için fabrika sahasında büyük bir teneke atölyesi yapılmıştı. Bu atölyede bir yandan yeni kutu imal ediliyor, bir yandan da bayilerden gelen boş tenekelerin tamiratıyla uğraşılıyordu. Teneke kutu tamiri, çok önemli bir işti. Çünkü o dönemin tek ambalajı, teneke kutulardı. Tabii o yıllarda karton koli filan yoktu. Teneke kutular imal edildikten sonra, altına da el presi ile “dara”sı [boş kutunun ağırlığı] yazılırdı. Aynı parti tenekeden yapılan kutular, ağırlık olarak eşdeğerdi. Çocukluğum gider, teneke atölyesinde oynardım. O günleri hatırlıyorum, bu kutuların boş ağırlığı 650 gram civarındaydı. Teneke, ithal malıydı. Bu kutular için şablon yapılmıştı. Şablonlar, teneke levhanın üzerine konulur, o da ayak presiyle kesilirdi. Yani, ayakla kesiler tenekeler elle bükülür, kenarına demir çevrilir, kapağına da cam yerleştirildi. Bu, başlı başına bir işti. Teneke ve cam kapağın altına yerleştirilmiş bisküvilerin, o dönemin satış pazarlamasında çok önemli bir yeri vardı. Bayilere mal verilirken, cam kapaklı tenekenin fiyatı da ilave edilirdi.

 

eregli-demir-celik-1

Bisküviler, Alman malı fırınlardan çıktıktan sonra, raflı arabalarda soğutulur, ardından da kız işçiler tarafından teneke kutulara yerleştirilirdi. Bu işleri yapan kızlar, çok eğitimliydi. Soğutulmuş tavayı önüne çeken bir işçi, önce elindeki demirle tavaya vurur, metale yapışmış olan bisküvileri zıplatır, ardından da onları hızlı bir şekilde toplayarak, tenekelere yerleştirirdi. Tüm bu işlemler sırasında, maharetli kızların el ve parmak hareketlerini takip etmekte güçlük çekilirdi.

eregli-demir-celik-2

 

Bisküvilerin teneke kutulara yerleştirilmesi sırasında bir de ürünün teneke ile temasını kesmek için yağlı kâğıtlar kullanılırdı. Ürünlerin yerleştirilmesi tamamlandıktan sonra, üç-dört örnek bisküvi ayrı bir kâğıt arasında, kutunun en üstüne yerleştirilirdi. Demek ki, paketleme işini genç kızlar yapar, etiketleme işi de erkeklere düşerdi. Bundan sonra sıra, tartma işine gelirdi. Bisküvi kutularını tartmak için çift kefeli, ağırlıklı teraziler kullanılırdı. Tartma işinde çalışacak elemanların asgari lise mezunu olması şartı aranırdı. Amcam Sabri Bey, bir yandan makinelerle uğraşır, bir yandan da etiketleme sistemini kurma gayreti içinde olurdu. Bütün bu işler yapılırken, hızlı üretim amaçlanırdı.

 

1 Hulûsi Turgut, Sabri Ülker’in Hayat Hikâyesi, Doğan Kitap (2014)

eregli-demir-celik-3

 

Delik Tenekeler

A. ERCAN ÖNER

1980’li yılların ortalarıydı. Botaş’ta çalışıyordum. Modern otomatik hatlar almıştık, ama tam randımanla çalıştırmada sıkıntılarımız vardı. Makinelerin imalatçılarından yardım istedik. Avrupa’dan teknisyenler geldi. Teknisyenler hatları inceledikten sonra, “Problem teneke kaynaklı. Teneke kalitesi, bu modern makinelere uygun değil. Teneke dümdüz olmalı. Bunların iki kenarı da kıvrık,” dediler. Gerçekten de teneke levhayı bir kenarının ortasından tutup dik olarak  arkıttığımızda tenekenin dikey iki kenarı da kıvrık duruyordu. Biraz abartarak söylersek, geniş bir yağmur suyu oluğu gibi duruyordu. Matbaa, laklama ve otomatik hatlarda bu yüzden takılmalar oluyordu. İthal teneke getirttik. İthal tenekeler düzdü ve otomatik makinelerde sorun çıkarmıyorlardı. Yabancı teknisyenlerin söyledikleri doğru çıkmıştı. Bizim ve diğer meslektaşlarımızın teneke kalitesiyle ilgili başka şikâyetlerimiz de vardı. Bunların en önemlilerinden biri de, zaman zaman tenekelerin delik çıkmasıydı. Durumu Erdemir yetkililerine bildirdik. Temasların sonunda Ereğli’ye davet edildik. Ekip olarak Ereğli’ye gittik. Yapılan toplantıda sorunları görüştük. Sonra fabrika gezisi başladı. Teneke üretim hattını gezerken delik kontrolünün yapıldığı yere geldiğimizde, bize tenekenin delik olup olmadığı kontrolünü yapan fotosel gösterildi. Evet, fotosel vardı, ama bütün meslektaşlarımız delik teneke kutular yüzünden şikâyet alıyorlardı. Kutu üretimi sırasında görülen delik tenekeler ayrılıyordu ayrılmasına, ama yine de çok küçük delikler gözden kaçıyordu. Erdemir yetkilileri sonunda fotosel ayarlarını kontrol edeceklerine dair söz verdiler.

 

eregli-demir-celik-5
Teneke hattından sorumlu olan mühendise düz olmayan tenekeleri hatırlattım. Hemen hat sonundaki operatöre dönerek, “Beyefendi, teneke levhaların düzgün olmamasından şikâyetçi,” dedi. Operatör hiç cevap vermeden ikimizin yüzümüze baktı ve sonra kontrol panosuna gidip bir butona bastı. Daha sonra çıkan tenekelerden bir levha alıp getirdi ve bize gösterdi. Bu levha dümdüz, tam da bizim istediğimiz gibiydi. Erdemir’in düz teneke yapmasının çok zor olduğuna o kadar inanmıştım ki şaştım kaldım. Sevinçle, “Evet, aynen böyle istiyoruz,” dedim. O sırada operatör tekrar butona basıp tenekeleri eskisi gibi kıvrık üretmeye başlamıştı bile. Sonra bana döndü, “Amirlerim benden hattı hiç durdurmadan çalıştırmamı istiyorlar. Düz levhalar istiflenirken takılmalar oluyor. Hat duruyor. Hattı durdurmadan çalıştırabilmemiz ancak kıvrık çıkararak mümkün oluyor,” dedi. Erdemir yetkilileri konuyu kapatıp bizi gezdirmeye devam ettiler. Bu geziden şunu çıkardım. Erdemir, üzerinde ciddi baskılar olduğundan, kalite yerine hep daha fazla üretimi tercih etmek zorunda kalıyordu. Erdemir’in yeni teneke hattı devreye alınıncaya kadar sorunlar bazen azaldı, bazen arttı. Yeni teneke hattının devreye alınmasından sonra kalite arttı. Delik teneke şikâyeti de kalmadı.

prev book next

.